NÜKLEER DURDURULSUN, FUKUŞİMA SON OLSUN

Nükleer Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri Fukuşima Nükleer faciasının 1. yılında ülkemizi nükleer faciaya sürükleyen sorumluların kınanması amacıyla 10 Mart 2012 Cumartesi günü basın açıklaması yaptı. Taksim Tramvay durağında yaklaşık 100 kişi `Ne Sinop`ta ne Akkuyu`da Nükleer Santral İstemiyoruz` `Nükleere İnat Yaşasın Hayat` `Akkuyu Fukuşima Olmayacak` sloganları atarak bir araya geldi. Basın açıklaması öncesinde EMO İstanbul Şube Y.K. Başkanı Beyza Metin bir konuşma yaptı.

Beyza Metin konuşmasında; “Bugün Fukuşima‘da yaşanan nükleer santral faciasının 1. yıl dönümü, bizler Nükleer Karşıtı Platform bileşenleri olarak kamuoyunu bir kez daha uyarmak istiyoruz. Ne yazık ki Çernobil halkı gibi Japon halkı da nükleer facianın bedelini ödemiştir. Japon Başbakanı nükleer santralden vazgeçileceğini söylemişken tüm dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelirken AKP iktidarı nükleer santral inadından vazgeçmiyor. Akkuyu‘da, Sinop‘ta Trakya‘da yapılması planlanan nükleer santrallar ile geleceğimiz ipotek altına alınmak isteniyor” dedi.

Beyza Metin‘in konuşmasının ardından Nükleer Karşıtı Platform İstanbul Bileşenieri adına basın açıklamasını Şubemiz Y.K. Yedek Üyesi Nurcan Bircan Yayla okudu. Basın açıklaması metni haberimizin devamında bulabilirsiniz.

NÜKLEER DURDURULSUN, FUKUŞİMA SON OLSUN

Japonya Fukuşima Nükleer Santrali’nde bir yıl önce meydana gelen nükleer kaza, nükleer enerjinin tarihi açısından yeni bir milat niteliğinde. Bildiğiniz gibi Fukuşima Nükleer Santralı’nın 11 Mart 2011’deki deprem ve tsunamide zarar görmesinin ardından meydana gelen çekirdek erimesi sonucunda radyasyon sızıntısı meydana gelmişti. Santrala yakın bölgelerde yaşayan 100 bine yakın insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.  Tokyo’nun tamamının tahliyesine ise ramak kalmıştı.
 

Fukuşima’da meydana gelen kazadan sonra santraldeki dört reaktör hurdaya ayrıldı. Kalan 50 reaktörden ise şu anda sadece 2 tanesi çalışıyor. Yeni santral kurma planları rafa kaldırıldı. Japonya bugün nükleersiz enerji üretmenin planlarını yapıyor. Sadece Japonya da değil, dünyanın gelişmiş birçok ülkesinde de nükleer santrallerin kapatılması ve yeni santral planlarından vazgeçilmesi gündeme geldi. Almanya 17 reaktöründen 8 tanesini Fukuşima sonrası kapattı. Kalan 9 reaktör de 2022 yılına kadar kapatılacak. İsviçre, İtalya ve Kuveyt gibi birçok ülke nükleer enerjiden vazgeçtiklerini açıkladılar.

Çernobil’den sonra en büyük nükleer felaket olarak nitelenen Fukuşima faciasına bir tek AKP iktidarı kayıtsız kalmaya devam ediyor. Nükleer santral tehlikesini önce evdeki tüpgaz ve televizyon ile eşdeğer gören nükleerci zihniyet, ülkemiz topraklarını ve insanlarını olası bir nükleer maceraya sürüklemek konusunda inatçı ve ısrarlı davranıyor. Mersin Akkuyu’da 4 nükleer reaktör kurma konusunda Rusya ile yapılan ikili anlaşmayı inşaat aşamasına kadar getiren hükümet, diğer yandan Sinop ve Trakya’da yeni nükleer santrallar kurulması için çeşitli ülkelerle görüşmeleri sürdürüyor. Nükleer lobi Mersin’den içeri girerse tüm Türkiye’yi bir radyasyon canavarı gibi sarmayı planlıyor.

Hatırlayın, Mersin’e nükleer santral yapmak için ihale açıldığında dünyanın belli başlı nükleer firmaları bu ihaleye girmedi. Çünkü ortada yanıtlanması gereken onlarca soru vardı. Kaza olsa mali sorumluluk kimde olacak belli değildi? Binlerce yıl radyoaktif kalan atıklarla ne yapılacağı bilinmiyordu. Ortada nükleer santrallarının kurulması ve işletilmesi ile enerji satışını tarif eden beş sayfalık bir kanundan başka bir şey yoktu. Böyle olunca hiçbir firma o ihaleye katılmadı, zaten ihale de daha sonra yargıya takıldı. İhalede teklif veren tek şirket Rusya Federasyonu’ndan Atomstroyexport’tu (Rosatom’a bağlı bir şirket). İhale yargıdan geri dönünce hükümet yetkilileri Ruslarla masaya oturup özel bir ikili anlaşma imzaladı. 20 milyar dolarlık işi ihalesiz Rus şirketine verdi. Rosatom bir devlet şirketi, aynı bize doğalgaz satan Gazprom gibi. Ruslardan aldığımız doğalgaza olan bağımlılığımızı yine Ruslardan elektrik alarak mı azaltacağız? Hükümet çocuk mu kandırıyor?

Bu daha bir şey değil. Türkiye’ye “en sağlam” nükleer santralı inşa edeceğini söyleyen Rosatom’un başı şimdi Rusya’da belada. Federal savcılar Rosatom’un sahip olduğu makine imalat tesisi Zio-Podolsk’u yolsuzluk ve nükleer reaktörler için düşük standartta üretim yapmakla suçladı. Podolsk’un satın alma müdürü Sergey Şutov hapse atıldı. Şutov düşük kalitede hammaddeyi ucuza kapatıp, aradaki farkı cebe indirmekle suçlanıyor. İşte Türkiye’ye en sağlam nükleer santral yapacağını iddia eden firma!

Hükümete bir başka sorumuz daha var. 250 bin yıl radyoaktif kalan nükleer atıkları ne yapacaksınız? Turşusunu mu kuracaksınız? Biz size peşin peşin söyleyelim. Bu ülke ne radyoaktif turşu yer ne de radyasyonlu fındık. Karadeniz’de kanserden ölen dostlarımız ve akrabalarımızı unutmadık. Çocuklarımızı kansere kurban vermemek için nükleer santral planlarınızı durduracağız.

AKP iktidarının nükleer santral inadı işte böyle netameli ve tehlikeli bir mecrada devam ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2 Aralık 2011 tarihinde Akkuyu Nükleer Güç Santralı projesi ile ilgili ÇED dosyasını halkın görüşüne açtı.

11 Mart 2011’de meydana gelen Fukuşima kazası nükleer enerjinin sonunu getiren bir milat oldu. 2012 yılı da Türkiye’de nükleer karşıtı hareket için bir milat olacak. Bu nedenle 11 Mart Fukuşima  ile 26 Nisan Çernobil felaketi arasındaki süreci Nükleer Karşıtı Dönem ilan ediyoruz. Biz nükleer karşıtı platform olarak, her ne durumda ve aşamada olursa olsun ülkemizin nükleer felakete sürüklenmemesi için mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan ederken, kamuoyunu Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santrala karşı topyekün mücadeleye etmeye çağırıyoruz.

10 Mart 2012

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM İSTANBUL BİLEŞENLERİ

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top