YAŞAMI SEÇİN NÜKLEERDEN VAZGEÇİN

“Balık tuttuk yiyen ölür
Birden değil ağır ağır,
Etleri çürür dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.”
Nâzım Hikmet, Japon Balıkçısı

115 15 35 24Hiroşima ve Nagazaki‘ye atılan atom bombası sonrasında “denizde bir bulutun  öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adam”ın dostları bunları anlatmıştı Nâzım  Hikmet‘e. Yaklaşık 60 yıl sonra Japon halkı yine aynı acı ile karşı karşıya… 
Kapitalizmin yarattığı vahşetin faturası yine insanlığa kesildi…Nükleer santraller ile ilgili çok şey söylendi ve söylenmeye devam ediyor. Nükleer  santraller teknolojik, bilimsel, yaşamsal, ekonomik ve çevresel etkiler olarak  değerlendirildiğinde farklı görüşler ortaya çıkmakta bu nedenle de konu zaman zaman ekseninden kaymakta değişik kulvarlara çekilebilmektedir. Aslında bu farklı  görüşler enerji, sağlık, çevre, toplum, ekonomi politikalarının “ne için, kimin için,  nasıl?” sorularıyla beslendiği,  üretildiği ve neyi öncelikli hedef olarak gördüğünüzle ilintilidir.

Tam da bu noktada “bilimin sınırları var mıdır?” sorusuyla karşılaşmaktayız. Nasıl çok kötü bir buluş insanlık için çok değerli işler üretmek üzere kullanılabiliyorsa, aynı derecede çok iyi diyebildiğimiz bir bilimsel çalışma da insanlığın sonunu hazırlamaya yetebiliyor. Son günlerde yaşadığımız ve doğal felaket (!) olarak adlandırılan Japonya depreminden sonra, aslında insanoğlu eliyle yapılan nükleer santraller ve yarattığı sonuçlar üzerinden tartışmalar yapılmakta. Nükleer santraller yoluyla enerji üretimi insanlık için gerçekten zorunlu ve vazgeçilmez bir enerji biçimi midir, yoksa alternatiflerini yaratabilir miyiz? Ucuz, nitelikli, erişilebilir ve yenilenebilir enerji kaynakları insanlığın geleceğini kurtarabilir mi? Yaşamdan yana bir enerji politikası üretilip uygulanabilir mi?

10 Mart 2007 tarihinde yayınlanan BİLİM İNSANLARI BİLDİRİSİ‘nden kısa bir alıntı;
“Nükleer santraller yolu ile elektrik elde edilmesi, bütün diğer enerji elde etme teknolojileri ve yatırımları gibi; teknolojisi ve yer seçiminden tutun da normal çalışma koşullarında ve kazası halindeki sağlık ve çevre etkileri, beklenen fiyat artışlarına  rağmen süreklilik arz eden tamamen dışa bağımlı yakıt desteği gereksinimi; savaş halinde koruma zorluğu; radyasyonlu atıklarının yok edilmesi, ekonomik ömür sonu santral sökümü ve bütün bunların maliyet hesaplarına değin, bilimin bütün dallarını ve toplumun bütün çıkar gruplarını ilgilendiren teknik bir konudur…”

“Türkiye‘ye nükleer santral yapma kararı ise bilimsel değil, siyasal bir seçimdir”
Tüm bu sorulara ilişkin gerek Odamızın, gerek bilim insanlarının yaptığı sayısız çalışma bulunmaktadır. Elinizdeki bu kitapçıkla 28-29-30 Haziran 2007 tarihlerinde Nevşehir‘de yapmış olduğumuz İç Anadolu Bölgesi Enerji Forumu kapsamındaki “Nükleer Enerji” Paneli sunumlarını ve Nükleer santraller ile ilgili basın açıklamalarını yeniden paylaşma fırsatı bulacağız. Panele katılarak düşüncelerini paylaşan tüm konuşmacılara, bilimi toplumsal fayda temelinde üreterek yolumuzu aydınlatan bilim insanlarına ve bu alanda sözünü, eylemini söyleyenlere ve yaratanlara teşekkür ediyor bu kitapçığın tüm meslektaşlarımıza faydalı olmasını diliyoruz.

TMMOB EMO Ankara Şubesi
20. Dönem Yönetim Kurulu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top