Nükleer Karşıtı Platform (NKP), Fukuşima Nükleer Santral kazasının 10. yıl dönümü nedeniyle basın açıklaması yaptı. “Enerji lobilerinin çıkarları doğrultusunda, alınan siyasi kararlarla insanlığa yapılacak en büyük kötülüğün farkına vararak, geleceği sorunlu projelerden biran önce vazgeçilmesini istiyoruz” denilen açıklamada, nükleer santralların neden olduğu facialar hatırlatılarak, hükümet sorumluluğa davet edildi. Halk sağlığı başta olmak üzere, canlılara, doğaya vereceği zararların telafisinin mümkün olmayacağı, tüm canlıların maruz kalacağı felaketler karşısında Nükleer Enerji Komisyonu kurulması talep edildi. Açıklamanın tamamına yazımızın devamından ulaşabilirsiniz.



NÜKLEER
KARŞITI PLATFORM BASIN AÇIKLAMASI



FUKUŞİMA’NIN
10. YIL DÖNÜMÜNDE NÜKLEER İNADINDAN VAZGEÇİN!





                Fukuşima
Daiichi Nükleer Santral kazasının üzerinden 10 yıl geçti; Çernobil’in ardından nükleer
kaza insanlığa diz çöktürürken, canlılar için santral hala büyük tehdit oluşturmaya
devam ediyor.



Japonya’nın
Fukuşima bölgesinde 11 Mart 2011 tarihinde dünyanın en büyük nükleer
facialarından biri meydana gelmiş, Pasifik Okyanusu’nda yaşanan 9.1
büyüklüğündeki depremin ardından oluşan tsunamiyle Fukuşima Daiichi Nükleer
Santralı’nda peş peşe patlamalar yaşanmıştır. Santral ünitelerinde soğutma
sağlanamadığı için reaktörlerin 3’ünde çekirdek erimesi olurken, binlerce yıl
milyarlarca canlının hayatına mal olacak radyo aktif maddeler okyanus ve atmosfere
hızla yayılmıştır. Felakette; 20 bin kişi hayatını kaybetmiş, 200 bine yakın
kişi de yüksek radyasyon nedeniyle yaşadığı bölgeyi terk etmek zorunda
kalmıştır.



Aradan
geçen onca yıla rağmen alınan önlemler yeterli olmamış, kanser vakalarında
büyük artış yaşanmıştır. Santralın 2. ve 3. reaktörlerin muhafaza kazanlarının
kapaklarında yapılan ölçümlerde, radyasyon seviyesinin alanda sadece l saat
bulunan bir insanı öldürmek için yeterli olduğu tespit edilmiştir. Japonya’nın santralda
bulunan yaklaşık 1 milyon ton suyu Pasifik Okyanusu’na bırakma düşüncesi ise
insan DNA’sına vereceği zarar düşünüldüğünde endişeleri katlarken, 13 Şubat
2021 tarihinde Fukuşima açıklarında meydana 7.1 şiddetindeki deprem de bir kez
daha tüm dünyayı sarsmıştır.



Yaşanan
felaketlere rağmen ülkemizi yöneten siyasi iktidarlar ise nükleer enerji
sevdasından vazgeçmemiş, Mersin Akkuyu’da inşa, Sinop İnceburun’da proje aşamasında
olan nükleer santralları halk iradesini ve bilimsel gerçekleri hiçe sayarak devreye
sokmuştur.



Akkuyu
Nükleer Güç Santralı inşaatı alanında yaşanan ciddi sorunlara karşı en ufak bir
hata, yaşanacak bir kaza ya da şiddetli bir deprem ve herhangi bir saldırı
sonrası oluşacak faciayı yok sayan siyasi iktidar, nükleer inadında diretirken,
basına yansıtılan sorunlar halkın nükleer konusundaki kuşkularını ve
endişelerini daha da arttırmıştır. 



Ülkemizde
inşa edilmeye çalışılan nükleer santralların halkımızı adeta çıkmaz bir sokağa
götüreceği ortadayken, mülkiyeti, kurulumu, işletilmesi Rus Şirketi Rosatom’a
ait olacak, yüksek fiyatlarla enerji üretecek, sadece Rusya’nın kazanım elde
edeceği, teknolojisi, güvenlik riskleri, atık sorunu, ithal kaynak bağımlılığı
ve olası sızıntılarda insan sağlığı ve doğal çevre üzerinde yaratacağı etkiler,
enerji alanında zaten bağlı bulunduğumuz Rusya’ya daha da bağımlı hale gelmemizi
sağlayacaktır.



Uygulanan
neoliberal politikalar sonucunda kamu hizmeti olan enerji ve elektrik temini
piyasa faaliyeti haline dönüştürülmüş, enerji tekellerinin kar egemenliğine
teslim edilmiştir.



Henüz
kesinleşmemiş verilere göre 2020 yılında;  305.4 milyar kilovat saat elektrik enerjisi üretilmiş,
304.8 milyar kilovat saat elektrik tüketimi olmuştur. İnşa halinde devreye
alınacak santralların üreteceği elektrik enerjisi de hesaba katıldığında
nükleer santralların kimin için, ne için kurulduğu sorularına yanıt
bulunamamaktadır.



Türkiye’nin
elektrik kurulu gücü 2021 Şubat ayı itibarıyla 96 bin 710 megavata ulaşmış, puant
ihtiyacı da 50 bin megavatın civarında tespit edilmiştir. Akkuyu’da üretilecek
elektrik 12.35 cent kilovat saat bedel üzerinden alınacaktır; ihtiyaç yokken birçok
ülke nükleer santralları kapatma kararı alırken ve hatta nükleer enerjiyi güçlü
bir şekilde tavsiye ettiği için pişman olduğunu ifade eden Japonya eski
başbakanı Naoto Kan’ın itirafına rağmen bu kadar pahalı, riskli bir enerji
üretimine neden gerek duyulmaktadır?



Halkın
haklı itirazları ve uzmanların yaptığı tüm uyarılara rağmen, Fukuşima’nın yıl
dönümü öncesinde insanlık faciada kaybedilenlerin acısı ile bir kez daha
sarsılırken, 10 Mart’ta düzenlenen sanal temel atma töreni ile tüm dünyaya
nasıl bir sorumsuzluk örneği sergilenmek istenmekte, insanlığın sonunu getiren
teknoloji nasıl bir milli itibar meselesine dönüştürülmektedir?  



Santralın
devreye girmesiyle yoksulluğa terk edilen halkın elektrik faturaları daha da
kabaracak, enerji yoksulluğu sorunu ülkemizde giderek ağırlaşacaktır.



Nükleer
Karşıtı Platform (NKP) Bileşenleri olarak, gelişen teknoloji ve dönüşüm ile
ülkemizde enerji açığı bahanesiyle, kamu kaynakları heba edilerek nükleer
santrallar kurulmasını kabul etmiyoruz.



Fukuşima’nın
10. yıl dönümünde, enerji lobilerinin çıkarları doğrultusunda, alınan siyasi
kararlarla insanlığa yapılacak en büyük kötülüğün farkına vararak, geleceği sorunlu
projelerden biran önce vazgeçilmesini istiyoruz.



Nükleer
santralların neden olduğu faciaları bir kez daha hatırlatarak hükümeti
sorumluluğa davet ediyor, halk sağlığı başta olmak üzere, canlılara, doğaya
vereceği zararların telafisinin mümkün olmayacağının altını çiziyoruz. Tüm canlıların
maruz kalacağı felaketler karşısında Nükleer Enerji Komisyonu kurulmasını talep
ediyoruz.



NÜKLEER KARŞITI PLATFORM
11 Mart 2021